Rol yapma oyunları (RPG) size kendi hikâyenizi yazma özgürlüğü veriyor. Bir karakter oluşturup seçimler yapabiliyor, ardından dünyanın size nasıl tepki verdiğine tanıklık edebiliyorsunuz. Bazen dev ejderhayla yüzleşebilir, bazen bir kasaba halkının kaderini belirleyebilir bazen de tek diyalog seçimi maceranın tamamını değiştirebilirsiniz. Tam da bu sebeple RPG’ler, yıllardır oyun dünyasının en derin deneyimleri arasında yer alıyor. Yazının devamında yıllardır oyuncuları ekran başına kilitleyen seçimleriyle, hikâyeleriyle akıllarda yer eden en iyi RPG oyunlarını bulabilirsiniz.
Baldur’s Gate Serisi
Rol yapma oyunları denince Baldur’s Gate serisi, türün hem köklerini hem de bugün geldiği noktayı gösteren en önemli yapıtlardan biri olarak öne çıkıyor. Dungeons&Dragons evreninin ruhunu bilgisayar oyunlarına başarılı şekilde uyarlayan seri, sizi maceranın parçası olmaya davet ediyor. Diyalog seçimleri, takım arkadaşlarının kişilikleri, taktiksel savaş yapısıyla Baldur’s Gate, yıllardır RPG tutkunlarının gönlünde ayrı bir yere sahip. Serinin en güçlü yanı, “hikâyeyi siz şekillendiriyorsunuz” hissini gerçekten hissettirmesi.

Çıktığı günden bu yana hala parmakla gösterilen Baldur’s Gate 3 ise mirası yalnızca devam ettirmekle kalmadı, adeta yeniden tanımladı. Larian Studios’un elinden çıkan oyun; derin hikâyesi, sinematik anlatımı, karakter çeşitliliği ve neredeyse sınırsız özgürlük sunan oynanışıyla tüm zamanların en başarılı RPG’lerinden biri olarak kabul ediliyor. Oyunun çıkışıyla birlikte sosyal medyada büyük bir kültürel fenomene dönüşmesi, oyuncu kararlarının gerçekten sonuç doğurması popülerliğini katlayan unsurlar oldu. Ödül törenlerinde adeta fırtına gibi esen Baldur’s Gate 3, hem eleştirmenlerden hem oyunculardan aldığı övgülerle “modern RPG nasıl olmalı?” sorusunun cevabını net şekilde ortaya koyuyor.
The Witcher Serisi
The Witcher serisi, karanlık fantezi atmosferiyle RPG dünyasında kendine özgü yer edinmeyi başaran, hikâye anlatımıyla öne çıkan nadir yapımlardan biri. Andrzej Sapkowski’nin evreninden uyarlanan oyunlar, sizi gri tonların bol olduğu, iyi ile kötünün birbirine karıştığı bir dünya oluşturuyor. Serinin büyük gücü, seçimlerinizi sadece bir kutucuk işaretlemekten ibaret bırakmaması. Yani yaptığınız her tercih, bazen saatler sonra bile geri dönüp sizi bulabilir. Bir yandan yaratık avlayarak para kazanan profesyonel witcher olarak ilerlerken, diğer yandan politik entrikaların, vicdan muhasebesinin içinde kalabiliyorsunuz.

Serinin kalbinde ise elbette The Witcher 3: Wild Hunt yer alıyor. Çıkışından yıllar geçmesine rağmen hâlâ gelmiş geçmiş en iyi RPG’lerden biri olarak anılmasının sebebi, devasa açık dünyasının yalnızca büyük olması değil, yaşayan bir dünya hissi vermesi. Her kasaba kendine özgü bir hikâye taşıyor.
Disco Elysium
Disco Elysium, “Bu zamana kadar oynadığım hiçbir RPG’ye benzemiyor” dedirten oyunlardan biri. Çünkü burada devasa canavarlar yok, ejderhalar yok, destansı savaşlar yok… Bunlar yerine zihninizde sürekli tartışan onlarca kişilik var! Oyunun asıl gücü, karakterinizi düşünce tarzıyla, dünya görüşüyle ve iç sesinizle şekillendirmenize izin vermesinde yatıyor. Bu yönüyle Disco Elysium, “rol yapma” tanımını en saf hâline döndürüyor: Siz gerçekten nasıl bir insan olmak istiyorsanız, oyun da buna göre akıyor.

Revachol’un kasvetli sokaklarında bir cinayeti çözmeye çalışırken, aynı zamanda kendi geçmişinizle hesaplaşıyor, iç seslerinizle kavga ediyor, bazen de onlarla tuhaf müzakerelere giriyorsunuz. Her diyalog ve hatta her başarısızlık bile oyunun gidişatını farklı yollara sürükleyebiliyor. Çoğu RPG “seçimleriniz önemli” der, ama Disco Elysium bunu o kadar detaylı bir sistemle yapıyor ki, kendinizi oynamaktan öte gerçekten yaşıyormuş gibi hissetmeye başlıyorsunuz.
Mass Effect Serisi
Mass Effect serisi, RPG türünde “karar verme” kavramını bambaşka bir seviyeye taşıyan, karakter odaklı yapısıyla oyuncuları hikâyenin tam merkezine yerleştiren ikonik bir yapı. Seriyi özel kılan şey sadece farklı ırklarla tanışmanız değil, yaptığınız seçimlerin gerçekten uzun vadeli sonuçlar doğurması. Üç oyun boyunca yanınızdan ayrılmayan ekip arkadaşlarınıza verdiğiniz sözler, kurduğunuz ilişkiler, yaptığınız fedakârlıklar… hepsi hikâyenin dokusuna işleniyor.

Mass Effect’in başarısı yalnızca hikâneden gelmiyor. Etkileyici galaktik politika, evrenin derinliği ve unutulmaz diyalog seçimleriyle oyun sizi her zaman bir sonraki adımı merak eder hâlde tutuyor. Bioware’in en güçlü dönemini temsil eden seri, RPG’nin sinematik anlatımla nasıl birleşebileceğine dair en iyi örneklerden biri olarak kabul ediliyor. Kimi zaman bir uzaylı kültürü hakkında saatlerce analiz yaparken, kimi zaman tek bir kararın tüm galaksiyi etkileme ihtimaliyle yüzleşiyorsunuz.
İster Baldur’s Gate’in epik seçimleri, ister Witcher’ın gri dünyası ile devam edin; RPG türü size bambaşka hayatlar deneyimleme imkânı sunuyor. Fakat tüm bu oyunların hakkını vermek için güçlü sisteme sahip olmak da büyük fark yaratıyor. Siz de yeni maceralara yüksek performansla adım atmak istiyorsanız, Monster Notebook’un oyun bilgisayarlarına göz atarak kendinize en uygun modeli seçebilirsiniz.







