Tokyo’nun neon ışıkları altında, bir yanda mafya hesaplaşmaları, diğer yanda karaoke yapan takım elbiseli adamlar. Yakuza serisi, tam da bu iki uç arasında gidip gelen benzersiz bir deneyim sunuyor. SEGA’nın 2005 yılında başlattığı efsanevi seri, suç dünyasının karanlık yüzünü oyunculara ustalıkla aktarıyor.
Başlangıçta Japon GTA’sı şeklinde anılsa da Yakuza aslında çok daha farklı. Dövüş sisteminin keyfi, hikâyenin sürükleyiciliği derken kendinizi Japonya’nın sokaklarına kapılmış buluyorsunuz. İlk oyundan itibaren Kazuma Kiryu’nun adalet anlayışını, dostluklarını ve tabii ki başına bela olan sayısız olayı takip ediyorsunuz.
Yakuza, yalnızca aksiyon dolu çatışmalardan ibaret değil. Kamurocho’nun kaotik sokaklarında sert mafya hesaplaşmalarına dalarken, bir sonraki saniye kendinizi kedi beslerken, dans yarışmasına katılırken ya da arcade salonunda nostaljik oyunlar oynarken bulabilirsiniz. Ciddiyet ile absürtlüğün kusursuz dengesi, Yakuza’yı yaşayan bir dünya haline getiriyor. Peki, seri nasıl başladı ve zamanla nasıl evrildi? Gelin, Kamurocho’nun ışıklı dünyasına birlikte adım atalım.
Yakuza Serisinin Doğuşu: İlk Oyunun Hikayesi
2000’lerin başında, SEGA büyük bir dönüşüm geçiriyordu. Arcade salonlarının efsane ismi, konsol pazarında PlayStation ve Xbox’ın gölgesinde kalmış, kendine yeni bir kimlik arıyordu. Bu noktada firma, Japon mafya kültürünü temel alan, aksiyon ve hikâye anlatımını harmanlayan yepyeni bir proje üzerinde çalışmaya başladı. Sonuçta 2005 yılında PlayStation 2’ye özel olarak piyasaya sürülen ilk Yakuza oyunu Ryu Ga Gotoku adı altında çıktı.
İlk oyunun ana kahramanı Kazuma Kiryu, Tokyo’nun suç dünyasında yükselen, sadakati ile tanınan bir yakuza üyesiydi. Ancak işler beklenmedik ihanetle tersine döndü. Haksız yere suçlanarak 10 yıl hapis yatan Kiryu, serbest kaldığında artık her şeyin değiştiğini fark etti. Yakuza’nın kuralları değişmiş, eski dostluklar sarsılmış ve şehrin dengesi bozulmuştu.
İlk oyun, özellikle Japonya’da büyük ses getirdi. Ancak döneminde Batı pazarında başlangıçta aynı etkiyi yaratmakta zorlandı. Bunun sebeplerinden biri, oyunun Grand Theft Auto ile kıyaslanması ve açık dünya yerine daha kompakt, hikâye odaklı bir oynanış sunmasıydı. Ancak yıllar geçtikçe, Yakuza’nın sinema kalitesindeki anlatımı ve kendine özgü atmosferi fark edilmeye başladı.
Yakuza 0 ile Geçmişe Dönüş
Yakuza serisi, Japonya’da her yeni oyunuyla daha büyük bir fenomen haline gelirken Batı pazarında uzun yıllar boyunca niş bir hayran kitlesine hitap etti. Ancak bu durum, 2017 yılında PlayStation 4 için çıkan Yakuza 0 ile kökten değişti. Oyundaki absürt mini oyunlar, mizahi yan görevler ve Majima’nın çılgınlıkları, sosyal medyada geniş yankı uyandırarak oyunun viral hale gelmesini sağladı.
Yakuza 0, serinin köklerine inerek Kazuma Kiryu’nun ve Majima Goro’nun gençlik yıllarını anlatıyordu. 1988 yılının neon ışıklı Japonya’sında geçen bu hikâye, hayranlarına mükemmel bir başlangıç noktası sundu. Serinin kronolojik olarak en başındaki oyun olması sayesinde yeni oyuncular için hikâyeye sıfırdan giriş yapma fırsatı verdi. Akıcı dövüş mekanikleri, sinematik anlatımı ve zengin yan içerikleriyle Yakuza 0, tüm dünyada büyük yankı uyandırdı.
Serinin Oynanış Dinamikleri ve Evrimi
Yakuza serisi, karakter gelişimiyle öne çıkan yapıya sahip olsa da oynanış mekanikleri zaman içinde büyük evrimlerden geçti. İlk oyunlardan itibaren sokak dövüşleri, keşif mekanikleri ve sayısız mini oyun, seriyi benzersiz kılan temel unsurlar oldu. Ancak zamanla dövüş sistemlerinde tamamen yeni türlere geçiş yapıldı.
Serinin başlangıcında Yakuza (2005) ve Yakuza 2 (2006), ağırlıklı olarak dövüş tabanlı bir oynanış sunuyordu. Dövüşler, açık dünya aksiyon-RPG türü yerine, dar alanlarda geçen ve tek tuşla yapılan kombo sistemine dayalı arcade benzeri yapıdaydı. Heat Actions adı verilen özel bitirici hareketler, rakiplere acımasız ama stil sahibi saldırılar yapmayı sağlıyordu.
Yakuza 3 ile oyun dünyası daha açık ve keşfe dayalı hale geldi. Artık oyuncular, Kamurocho’nun sokaklarını serbest şekilde keşfedebiliyor, daha fazla yan görevle etkileşime girebiliyordu. Dövüş mekaniği geliştirilmiş olsa da serinin temel sistemi korunuyordu.
Serinin en radikal değişimi Yakuza: Like a Dragon (Yakuza 7) ile geldi. Bu oyun, dövüş tarzı dövüşü tamamen terk ederek sıra tabanlı RPG sistemine geçti. Artık yeni baş karakterin adı Ichiban Kasuga’ydı. Artık tek karakter yerine grubun tamamıyla savaşma senaryosuna geçildi. Dövüş stilleri tamamen karakterlerin iş sınıflarına bağlı hale geldi. Bu değişim, seriyi tamamen yeni bir yöne götürdü. RPG sistemini seven oyuncular için büyük yenilik olsa da klasik Yakuza dövüş mekaniklerini özleyenler için sürpriz bir değişiklik oldu.
Serinin hangi oyunuyla yola çıkılırsa çıkılsın, Kamurocho’nun neon ışıklı atmosferi, sinematik sahneleri ve tempolu dövüşleriyle her anı etkileyici bir deneyime dönüşüyor. Zengin dünyaya en iyi şekilde dalmak için Monster’ın yüksek performanslı oyuncu bilgisayarları akıcı bir oyun deneyimi sunuyor. Üst düzey donanım gücüyle Yakuza serisinin detaylı dünyasını kesintisiz keşfetmek için Monster’ın oyun bilgisayarı koleksiyonuna göz atabilirsiniz.