Haftalarca zindanlarda dirsek çürütüp uzun süredir hayalini kurduğunuz kılıcı düşürmek için uykusuz kaldınız. Gözünüz gibi baktığınız karakterinizi zar zor geliştirdiniz ve savaş alanına büyük bir gururla adım attınız. Karşınıza oyuna henüz on dakika önce başlamış ama kredi kartının limitlerini zorlayarak “Ultra Galaktik Yıkım Paketi” satın almış birinci seviye bir oyuncu çıktı. Sizi tek bir vuruşla lobiye geri gönderdiğinde hissettiğiniz o tarifsiz boşluk duygusunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Alın terinin yerini banka hesaplarının aldığı, oyun endüstrisinin en sinir bozucu ve cüzdan düşmanı sistemi P2W (Pay-to-Win) gerçeğiyle yüzleşme vakti geldi.
Parayı Veren Düdüğü Çalar
P2W yani Pay-to-Win kavramı en kaba tabirle kazanmak için öde modelini ifade ediyor. Geleneksel oyun anlayışında başarıya ulaşmak için reflekslerinize, taktiksel zekânıza ve oyuna ayırdığınız zamana güvenirsiniz. P2W sistemini benimseyen yapımlar bu kutsal kuralı tamamen çöpe atıyor. Geliştiriciler gerçek parayla satın alınabilen ve oyunculara doğrudan rekabet avantajı sağlayan eşyaları mağazaya yerleştirerek yeteneği ikinci plana itiyor. Daha güçlü bir zırh, daha hızlı mermi atan bir silah veya yenilmezlik sağlayan bir iksir yüzünden aylarını oyuna vermiş yetenekli bir oyuncu, kredi kartı savaşçıları karşısında tamamen çaresiz kalabiliyor.
Geçmişe dönüp baktığımızda özellikle Asya pazarından kopup gelen devasa çok oyunculu (MMORPG) yapımların bu sistemin bayraktarlığını yaptığını görüyoruz. Yıllar boyunca oyuncuların emeklerini sömüren ve sadece en çok parayı yatıran oyuncunun lonca savaşlarında ayakta kalabildiği o karanlık dönemler, endüstride büyük bir güven kırılmasına yol açtı. Neyse ki günümüzde modern oyuncu toplulukları bu tarz adaletsiz sistemleri barındıran yapımları anında aforoz ederek devasa şirketleri bile geri adım atmaya zorluyor.
Kozmetik Ürünlerle Arasındaki İnce Çizgi
Elbette oyun şirketlerinin de para kazanması ve sunucularını ayakta tutması gerekiyor. Üstelik ücretsiz (Free-to-Play) sunulan yapımlarda şirketlerin bir gelir kapısı yaratmasına oyuncular olarak hiçbir itirazımız yok. Karakterinize alevli bir şapka, silahınıza neon pembe bir kaplama ya da bir zafer dansı satın alabilirsiniz. Sadece kozmetik amaçlı olan ve oynanışa doğrudan etki etmeyen bu mikro ödemeler modern oyun dünyasının kabul edilebilir bir gerçeği. Fakat alacağınız alevli şapka size fazladan yüzde elli can veriyorsa ipler tamamen kopuyor. Kozmetik ürünler yeteneği gölgelemezken P2W eşyaları adil rekabet ortamını kökünden zehirliyor.
Zamanı Satın Almak: Pay-to-Fast Tuzağı
Son yıllarda yapımcılar oyuncuların tepkisini çekmemek adına sistemi biraz daha yumuşatarak Pay-to-Fast yani hızlanmak için öde modeline geçiş yaptı. Bu sistemde parayla satılan güçlü eşyalara sadece oyunu oynayarak da ulaşabiliyorsunuz. İşin içine giren acımasız zaman duvarı sabrınızı fena hâlde sınıyor. Parayı veren oyuncu hedeflediği silaha anında ulaşırken sizin aynı silaha sahip olmak için aralıksız üç ay boyunca aynı canavarları kesmeniz gerekiyor. Teorik olarak P2W sayılmasa da oyuncuyu kasıtlı olarak bıktırıp cüzdanını açmaya zorlayan bu sistem de en az diğeri kadar eleştiri oklarının hedefi oluyor.
Oyuncular olarak bu adaletsiz sistemlere karşı sesimizi yükseltmeye ve cüzdan sömürüsü yapan yapımlardan uzak durmaya devam edeceğiz. Sanal savaş alanlarında kredi kartı limitleriyle değil bilek gücüyle kazanılan zaferlerin tadı her zaman bambaşkadır.
Karşınıza parayla yenilmez olmuş bir rakip çıktığında adaletsiz bir yenilgiyi kabul etmek zorunda kalabilirsiniz. En azından bu yenilginin sebebi düşük fps değerleri veya donanım kaynaklı anlık takılmalar olmamalı. Adil rekabetin yaşandığı e-spor sahnelerinde ve yeteneğin konuştuğu gerçekçi yapımlarda potansiyelinizi sonuna kadar sergilemek adına Monster Notebook imzalı oyun bilgisayarı modellerini hemen inceleyin.







