Oyun

Size Varoluşsal Sancılar Yaşatacak 5 Felsefi Oyun

Zaman zaman “Ben neden varım?”, “Bu hayatta amacım ne?” gibi birçok soru aklınıza gelebilir ve siz bu soruların yanıtlarını bulmakta güçlük çekebilirsiniz Aynı ve daha kapsamlı sorularla birçok şeyi sorgulayan oyun geliştiriciler, kimi zaman edebiyat eserlerinden kimi zamansa sinema filmlerinden ilham alarak bu sorular ışığında birbirinden enteresan oyunlar üretebiliyor. Bazılarını oynamış bitirmiş, bazılarını ise zamansızlıktan dolayı pas geçmiş olabileceğiniz, derinlerinde ciddi felsefi tartışmalar olan 5 oyuna birlikte göz atalım.

1. Spec Ops: The Line

Yager tarafından geliştirilen Spec Ops: The Line, uzaktan bakıldığında kan ve terin iç içe geçtiği, oyuncuya nefes aldırmayan, üçüncü şahıs kameralı aksiyon oyunu gibi görünüyor. Aslında geliştiricinin daha oyunun tanıtım videosundan itibaren de yaratmak istediği algı bu yönde. Oyunu henüz oynamadıysanız, oyun otoritelerinin bile “Beyin yakan” ve “Etkileyici ve eşsiz” gibi haklı değerlendirmelerini dikkate alarak yapımı en kısa sürede oynamanızı öneririz.

2. The Talos Principle

Serious Sam serisi ile tanıdığımız Croteam’in ellerinden çıkan The Talos Principle, ilk etapta Portal ve Q.U.B.E. serileri gibi fizik etkileşimi temel alan, birinci şahıs kamera açısına sahip bir bulmaca oyununa benziyor. Fakat oyun ilerledikçe bunun sıradan bir bulmaca oyunu olmadığı anlaşılıyor. Eğer bulmaca oyunlarıyla zaman geçirmekten hoşlanıyor, “Bir oyundaki bulmaca, ne kadar zor olabilir ki?” diyorsanız, birden fazla sona sahip olan oyunu mutlaka oynamalısınız.

3. SOMA

Amnesia ile hem kendilerini oyun dünyasına tanıtan hem de korku türüne yeni boyut ekleyen Frictional Games, SOMA ile kendilerine özgü korku elementlerini felsefi sorgulamalarla bir araya getiriyor. Klasik korku oyunlarının boğucu havasından uzak olan ve zihninizde yapay zekâ temelli pek çok soru oluşmasını sağlayacak yapımın, gayet başarılı hazırlanan bir de Türkçe dil yamasının olduğunu ekleyelim.

4. The Stanley Parable

Çok ciddi meseleleri insanların en kolay şekilde anlayabilmesi için bazen mizaha başvurmak gerekebiliyor, The Stanley Parable da bunu başarıyla yapıyor. Oyunun başından itibaren var olan dış ses, yönettiğiniz karakter Stanley için çeşitli seçenekler sunuyor ve siz de o seçenekler doğrultusunda oyunu tamamlamaya gayret ediyorsunuz. Tabii zaman ilerledikçe bir şeylerin pek de yolunda gitmediğini anlıyorsunuz. Üzerine uzun uzun düşünmelik, harikulâde bir yapım.

5. Silent Hill 2

Biricik eşiniz, geçirdiği rahatsızlık nedeniyle vefat ediyor ve bir sabah uyandığınızda, onun imzasını taşıyan bir mektup elinize geçiyor. Mektup, eşinizin el yazısıyla hazırlanmış ve eşiniz, mektubun sonunda sizi, her zaman birlikte gittiğiniz “özel yer”e davet ediyor. Silent Hill her zaman sıra dışı bir hikâye anlatım tekniği kullanan, kendine has bir oyun serisi oldu. Silent Hill 2 ise gerek senaryonun işlenişi gerekse olay kurgusuyla serinin en özel oyunu olarak kaldı. Birden fazla sona sahip olan oyun boyunca James Sunderland’in karşılaştığı durumları enikonu düşünüp belki de arkadaşlarınızla tartışacağınız yapımı, kesinlikle tecrübe etmelisiniz.

Rating: 5.0/5. From 1 vote.
Please wait...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir